Düşünce Liderleri
İnsan Odaklı, Yapay Zekâ Destekli Bir Şehir İnşa Etmek

Tarih boyunca yeni teknolojiler insanların korkularını tetiklemiş, çoğu zaman topluma yönelik tehdit tartışmalarının gölgesinde ortaya çıkmıştır. Şimdi sıra yapay zekâda. Kaygılar haklı ve ele alınmayı hak ediyor; ancak tarih bize daha kapsamlı bir gerçeği de gösteriyor: Teknolojik değişim aksaklıklara yol açabilse de büyük fırsatların önünü açıyor. Bugün dünyanın dört bir yanındaki şehirlerde yaşananlar da tam olarak bu.
Şehirlerin yapay zekâyı nasıl kullandığını ve kamu yararına nasıl değerlendirdiğini anlamak için önde gelen küresel araştırma şirketlerinden ThoughtLab; kamu, iş dünyası ve akademiden şehir yöneticileriyle iş birliği yaparak 214 şehirden 525 yetkilinin katıldığı bir kıyaslama anketi gerçekleştirdi. Buna ek olarak, yayımlanmış 212 şehir yapay zekâ planı analiz edildi ve her bölgeyi ve gelişmişlik düzeyini kapsayan 331 belediyeden 50’den fazla şehir uzmanıyla görüşmeler yapıldı. Bulgularımız, kayda değer bir ivmeye işaret ediyor: Şehir yöneticileri yapay zekâyı yalnızca verimliliği artıran bir araç olarak değil, kamu yönetimini daha az değil, daha fazla insan odaklı kılmanın bir yolu olarak görüyor.
Bu dönüşüm, şehirlerin farklı birimlerdeki verileri birbirine bağlayarak parçalı ve yalnızca sorunlara tepki veren süreçlerin yerine eş güdümlü eylemler koymasıyla başlıyor. Sakinlerin yardım almak için artık birbiriyle bağlantısız birden fazla sistemde yolunu bulması gerekmiyor; kamu çalışanları da rutin işlerden kurtulup karmaşık insani sorunlara odaklanabiliyor. Kuzey Carolina eyaletinin Cary kentinin bilgi işlemden sorumlu yöneticisi Nicole Coughlin için yapay zekâ, “kamu yönetiminin işleyişini temelden yeniden düşünme” fırsatı sunuyor. Şehir yöneticileri bu fırsatın büyüklüğü konusunda hemfikir: Neredeyse üçte ikisi (%64) yapay zekâyı şehirleri için önemli bir rekabet avantajı unsuru olarak görüyor; %60’ı yapay zekânın daha kişiselleştirilmiş ve sorunsuz hizmetler sunmasını bekliyor; yarısından fazlası ise yapay zekâ stratejilerinin merkezine insanları koymayı hedefliyor.
Sakinleri Öncelemek
Yapay zekâya yönelik bu “insan öncelikli” yaklaşım, şehirlerin yapay zekâdan yararlandığı yedi kentsel alanda şimdiden görülüyor: kamu yönetimi; emniyet ve güvenlik; dijital ve fiziksel altyapı; enerji ve çevre; ulaşım ve hareketlilik; sağlık ve eğitim; ekonomi ve sanayi. Yapay zekâ kullanımı, şehir yönetiminin en yerleşik olduğu alanlarda en yaygın; başarının karmaşık eş güdüm, uzmanlaşmış veriler ve eşitliği merkeze alan bir tasarıma bağlı olduğu alanlarda ise en sınırlı düzeyde.
Yapay zekâ kullanımının en yaygın olduğu emniyet ve dayanıklılık alanında Seul, acil yardım çağrılarına ilişkin ayrıntıları sesli olarak toplayan ve en acil olanları görevlilerin dikkatine sunan bir yapay zekâ sohbet robotunu pilot olarak deniyor. Kamu yönetiminde ise Honolulu’nun CivCheck aracı, yapay zekâ destekli plan inceleme döngülerini %58 kısalttı ve izin başvurusu yapanların ortalama 40 günden fazla zaman kazanmasını sağladı. Gold Coast, sızıntıları maliyetli arızalara dönüşmeden tespit etmek için borularda kestirimci bakım uyguluyor; New York’un toplu taşıma kurumu da otobüs arızalarını hizmeti aksatmadan gidermek amacıyla kestirimci bakımdan yararlanıyor.
Sağlık ve eğitim gibi yapay zekâ kullanımının geride kaldığı alanlarda bile şehirler, kamuya somut değer ve faydalar sağlamanın yollarını buluyor. Örneğin Helsinki’nin Hester AI adlı aracı, kent sakinlerinin çevrim içi sağlık ve sosyal hizmetler hakkındaki bilgilere ulaşmasına yardımcı olarak desteğin toplumun en kırılgan kesimlerine ulaşmasını sağlıyor.
Yapısal Engeller
Ancak insanı önceleyen yapay zekânın değerinden yararlanmak kolay değil. Her on şehirden sekizi; uzun vadeli maliyetleri, bütçedeki diğer öncelikleri, yapay zekâ alanındaki beceri ve yeteneklerin sınırlı olmasını ve yatırım getirisini gerekçelendirmenin zorluğunu başlıca engeller arasında sayıyor. Ancak birçok şehir için daha büyük engel, halkın güvensizliği. Şehirlerin %68’i bunu en büyük zorluklarından biri olarak gösteriyor; bu oran, gözetim, insanlıktan uzaklaşan hizmetler, önyargı ve kontrolü kaybetme konusundaki toplumsal kaygıları yansıtıyor.
Başarılı şehirler bu kaygıları doğrudan ele alıyor ve onları bir iletişim sorunu değil, yönetişim meselesi olarak görüyor. Bunun için Amsterdam ve Helsinki’nin kamuya açık algoritma kayıtlarında yaptığı gibi yapay zekânın nerelerde kullanıldığını açıklıyor; Seattle’ın üretken yapay zekâ çıktıları için zorunlu tuttuğu gibi, etkisi yüksek kararlarda hesap verebilirliği insanlarda tutuyor; Raleigh’in trafik sisteminde kişileri tanımlamadan işlem yaparak sağladığı gibi, gizliliği tasarım aşamasından itibaren koruyorlar. En önemlisi, kapsayıcılığı gözeterek tasarım yapıyor, faydaları açıkça anlatıyor ve yanlış bilgilendirmeye doğrudan karşı çıkıyorlar. New York şehri bunu, yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi vermeleri için 22 toplum kuruluşuna fon sağlayarak yapıyor.
Gerçek Bir Yapay Zekâ “Lideri” Olmak
Bu örnekler, şehirler insanı önceleyen yapay zekâ “Liderleri” olduğunda nelerin mümkün olduğunu gösteriyor. Bu, dört aşamalı yapay zekâ olgunluk modelimizin en ileri kategorisi; güçlü veri, yönetişim ve güven temelleri üzerinde yapay zekâyı geniş ölçekte kullanan şehirleri ifade ediyor. Beş kıtada bu nitelikleri taşıyan 38 Lider belirledik. Onları farklı kılan teknolojik üstünlükleri değil, insanı merkeze alan bakış açıları. Önce kent sakinlerinin ihtiyaçlarını belirliyor, insanı önceleyen sonuçlara bağlı, yapılandırılmış ve uzun vadeli bir vizyon oluşturuyor, en başından itibaren yönetişime öncelik veriyor ve asıl kısıtın teknoloji değil, insanlar olduğunu kabul ediyorlar. Liderlerin yüzde 92’si çalışanlarına etik yapay zekâ eğitimi veriyor; yüzde 97’si ise iş gücünün ihtiyaç duyacağı becerileri, bu becerilere ihtiyaç duyulmadan önce belirliyor. Liderler bu işi tek başlarına yürütmüyor: Yüzde 95’i kamu ve özel sektörden geniş bir iş ortağı ekosistemi oluşturuyor.
Bu yaklaşımın getirisi açık. Liderler, yapay zekâ yatırımlarında ortalama %99 yatırım getirisi elde ediyor; diğer şehirlerde bu oran %42. Ayrıca yatırımlarının karşılığını 11 ay daha erken alıyorlar. Sosyal eşitlik alanında fayda bildirme olasılıkları neredeyse üç kat, halkın güvenini oluşturma olasılıkları ise 1,8 kat daha yüksek.
Ancak insanları önceleyen, yapay zekâ destekli bir lidere dönüşmek tek bir hamlede mümkün değildir. Bunun için net ölçütler, güvenlik önlemleri ve sorumluluklarla desteklenen yapılandırılmış bir planlama gerekir. Araştırmamız, şehirlerin yapay zekâ alanında lider konuma gelmek için atabileceği dokuz adım ortaya koydu:
- Şehrinizin yapay zekâ yolculuğunda hangi noktada olduğunu değerlendirin
- Sonuç odaklı bir yapay zekâ vizyonu belirleyin
- Hesap verebilir liderlik ve yönetişim oluşturun
- Şehir yaşamını etkileyen, yüksek değer taşıyan sorunlarla başlayın
- Vatandaşların kaygılarını erkenden ele alın
- İnsanlar için değil, insanlarla birlikte tasarlayın
- Ölçek büyütmeyi mümkün kılacak ortak temelleri oluşturun
- İş gücüne yapay zekâ becerileri ve araçları kazandırın
- Yolculuk boyunca kamu yararını ölçün ve aktarın
Araştırmamız, şehirler için parlak bir geleceğe işaret ediyor. Şehirler, sakinlerinin ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak için yapay zekâdan şimdiden yararlanıyor; kamu güvenini güçlendirmek, yanlış bilginin yayılmasına karşı koymak, eşitsizliği azaltmak ve riskleri en aza indirmek için gerekli önlemleri alarak gelecekteki başarılarının da temelini atıyor. Önümüzdeki on yılda öne çıkacak şehirler, mutlaka en büyük bütçelere ya da en gelişmiş teknolojiye sahip olanlar olmayacak. Öne çıkacak şehirler, riskleri yöneten, güvene öncelik veren ve aldıkları her kararın merkezine insanları koyanlar olacak.
Bu makale, ThoughtLab tarafından Dell Technologies, NVIDIA, Microsoft, FedEx, FTI Consulting, GM, Intel ve Itron iş birliğiyle yürütülen küresel bir araştırma olan İnsanları Önceleyen, Yapay Zekâ Destekli Bir Şehir İnşa Etmek çalışmasından yararlanılarak hazırlanmıştır. Daha fazla bilgi için Program Direktörü Lou Celi ile louceli@thoughtlabgroup.com üzerinden iletişime geçebilirsiniz.












